YAYIN

Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı Yürürlükte

Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030), 18 Ağustos 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Resmî Gazete’de yayımlandı. Yeni dönem; nitelikli insan kaynağından veri ve hesaplama altyapısına, kamuda yapay zekâ kullanımından güvenilir AI ekosistemine kadar Türkiye’nin önümüzdeki dört yıllık yol haritasını belirliyor.

İçindekiler Ne Oldu? Neden Önemli? Kimleri Etkiliyor? Olası Etkileri Kaynaklar
Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı Yürürlükte

Ne Oldu?

Türkiye'nin yapay zekâ alanındaki yeni dönem yol haritasını belirleyen Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030), 18 Ağustos 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile resmiyet kazandı.

Yeni plan, 2021-2025 dönemini kapsayan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi'nin ardından Türkiye'nin yapay zekâ politikalarını güncelleyen yeni çerçeveyi oluşturuyor. Genelgede yapay zekâ; büyük veri, gelişmiş hesaplama kapasitesi ve algoritmik yeniliklerin birleşimiyle ortaya çıkan, ekonomik ve toplumsal alanlarda dönüştürücü etkiye sahip kritik bir teknoloji olarak tanımlanıyor.

Planın hazırlanmasında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyon görevini üstlendi. Kamu kurumları, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle hazırlanan yol haritasının farklı paydaşların eş güdüm içerisinde hareket etmesini sağlaması hedefleniyor.

Yeni dönemin temel yaklaşımı “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” ilkeleri üzerine kuruluyor. Bu çerçeve Türkiye'de yapay zekâ konusunda farkındalığın geliştirilmesinden teknolojinin ekonomik değere dönüştürülmesine, yerli sistemlerin üretilmesinden yapay zekânın güvenilir biçimde yönetilmesine kadar farklı aşamaları kapsıyor.

Eylem planının öncelikli alanlarından biri nitelikli yapay zekâ insan kaynağının geliştirilmesi. Yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi ve farklı sektörlerde uygulanabilmesi için ihtiyaç duyulan uzmanların yetiştirilmesi, Türkiye'nin uluslararası rekabet kapasitesinin temel bileşenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Bir diğer önemli başlığı veri ve hesaplama altyapısı oluşturuyor. Gelişmiş yapay zekâ modellerinin eğitilmesi ve çalıştırılması yüksek miktarda kaliteli veri ile güçlü hesaplama kapasitesi gerektiriyor. Türkiye bu nedenle yapay zekâ ekosisteminin ihtiyaç duyduğu veri ve hesaplama altyapılarının güçlendirilmesini yeni dönemin öncelikleri arasına alıyor.

Plan yalnızca yapay zekâ geliştiren teknoloji şirketlerine odaklanmıyor. Kamuda ve özel sektörde yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaştırılması da temel hedeflerden biri olarak belirlendi. Böylece yapay zekânın kamu hizmetlerinden üretime kadar farklı süreçlerde daha fazla kullanılması amaçlanıyor.

Türkiye'nin yaklaşımında insan odaklılık, güvenilirlik, etik sorumluluk, dijital egemenlik ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri de öne çıkıyor. Yapay zekâ kapasitesinin artırılmasıyla birlikte teknolojinin oluşturabileceği risklerin yönetilmesi ve güvenilir sistemlerin geliştirilmesi hedefleniyor.

Plan aslında ilk kez ağustos ayında ortaya çıkmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Haziran 2026 tarihinde İstanbul'da düzenlenen Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi'nde 2026-2030 dönemini kapsayan eylem planını kamuoyuna açıklamıştı. 18 Ağustos'taki yeni gelişme, planla ilgili 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin Resmî Gazete'de yayımlanması oldu.

Genelgede eylem planı kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarının kendilerine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirmesi, uygulama sürecinde ihtiyaç duyulan destek ve yardımın ilgili kurumlar tarafından sağlanması istendi.

Neden Önemli?

Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji şirketlerinin geliştirdiği yeni bir yazılım kategorisi olarak görülmüyor. Büyük dil modelleri, yapay zekâ ajanları, robotik sistemler ve veri analitiği çözümleri; üretimden savunmaya, finanstan sağlık hizmetlerine kadar ülkelerin ekonomik ve teknolojik rekabet gücünü etkileyen bir altyapıya dönüşüyor.

Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı bu nedenle yalnızca yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik bir teknoloji programı niteliği taşımıyor. Veri altyapısı, insan kaynağı, hesaplama kapasitesi, kamu kullanımı, özel sektör dönüşümü ve yapay zekâ yönetişimini aynı politika çerçevesinde ele alıyor.

Dijital egemenlik vurgusu da planın stratejik taraflarından biri. Yapay zekâ sistemlerinin çalışması için gereken modellerin, verilerin ve hesaplama altyapısının sınırlı sayıdaki küresel teknoloji şirketinde yoğunlaşması, ülkelerin teknolojik bağımsızlığı konusunda yeni tartışmalar oluşturuyor.

Türkiye'nin kendi yapay zekâ modellerini ve altyapılarını geliştirme kapasitesini artırması, kritik verilerin nasıl işlendiği ve hangi teknolojilere bağımlı olunduğu konusunda daha fazla kontrol sağlayabilir. Ancak bu hedefin gerçekleşme düzeyi, plan kapsamında açıklanan politikaların uygulamaya nasıl aktarılacağına bağlı olacak.

Planın özel sektör açısından önemi ise yapay zekânın şirketlerin günlük operasyonlarına daha fazla dahil edilmesini hedeflemesi. Üretim, finans, e-ticaret, enerji, sağlık ve hizmet sektörlerinde yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması, şirketlerin teknoloji yatırımlarını ve çalışanlardan beklenen becerileri değiştirebilir.

Kimleri Etkiliyor?

  • Türkiye'deki kamu kurum ve kuruluşları
  • Yapay zekâ ve yazılım şirketleri
  • Teknoloji girişimleri ve yatırımcılar
  • Üniversiteler, araştırmacılar ve öğrenciler
  • Veri merkezi ve bulut altyapısı sağlayıcıları
  • Yapay zekâyı iş süreçlerine entegre eden özel sektör şirketleri
  • Yapay zekâ alanında çalışan veya bu alanda eğitim almayı planlayan profesyoneller

Olası Etkileri

Eylem planının uygulanması, Türkiye'deki kamu kurumlarında yapay zekâ projelerinin sayısının artmasına zemin hazırlayabilir. Veri analizi, vatandaş hizmetleri, karar destek sistemleri ve operasyonel süreçlerde yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi beklenebilir.

Hesaplama ve veri altyapısının güçlendirilmesine yönelik adımlar, Türkiye'de model geliştiren şirketler ve araştırmacılar açısından daha fazla kaynak oluşturabilir. Özellikle büyük yapay zekâ modellerinin geliştirilmesinde ihtiyaç duyulan yüksek performanslı hesaplama kapasitesinin artırılması, yerli AI ekosisteminin gelişimini etkileyebilir.

Nitelikli insan kaynağı hedefi ise üniversitelerdeki yapay zekâ programlarından şirketlerin çalışan eğitimlerine kadar geniş bir alanı etkileyebilir. Yapay zekâ mühendisliği, veri bilimi ve ilgili disiplinlerde yetişmiş uzmanlara yönelik talebin artması beklenebilir.

Güvenilirlik ve etik sorumluluk ilkelerinin uygulamaya nasıl dönüştürüleceği de önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri olacak. Yapay zekâ sistemlerinin karar süreçlerinde daha fazla kullanılması; veri güvenliği, şeffaflık, insan gözetimi ve sorumluluk gibi konularda yeni standartlara ihtiyaç yaratabilir.

Planın ekonomik etkisinin büyüklüğü ise açıklanan hedeflerin somut projelere, yatırımlara ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürülmesine bağlı olacak. 2026-2030 dönemi, Türkiye'nin yapay zekâyı kullanan bir pazar olmanın ötesine geçerek teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir ekosistem oluşturma hedefinin ne ölçüde gerçekleşeceğini gösterecek.

Kaynaklar

Bağlantı panoya kopyalandı.